Osmanlı Araştırmaları Vakfı  - Prof. Dr. Ahmed AKGÜNDÜZ

OSMANLI TARİH VE HUKUK İSTİLÂHLARI KÂMÛSU

Ürün Kodu : 237
Fiyat
:
160,00 TL + KDV
İndirimli Fiyat
:
96,00 TL + KDV
KDV Dahil
:
103,68 TL
%40indirimli
Paylaş:
  • Ürün Özellikleri
  • Ödeme Seçenekleri
  • Yorumlar (0)
  • Tavsiye Et
  • Resimler
  • OSMANLI TARİH VE HUKUK İSTİLÂHLARI KÂMÛSU

     OSMANLI TARİH VE HUKÛK ISTILÂHLARI

    KÂMÛSU

    قاموس المصطلحات التاريخية والفقهية العثمانية

    1989 Haziran’ında Osmanl Kanunnâmeleri ve Hukûkî Tahlilleri adlı 11 ciltte tamamlanan hukûk külliyatının Birinci Cildini hazırlarken ve özellikle de kavram fihristi için gayret gösterirken, gördüm ki, çoğu ıstılâhlar mevcut tarih ve hukûk lügatlerinde ve kâmûslarında bulunmamaktadır.

    O zaman inşaallah bu proje biterse, tamamen Kanunnâme metinlerine ve hatta onların ifadelerine dayanarak bir Osmanlı Tarih Lügati hazırlayayım diye hayal ettim. Bu niyetle birlikte elinizdeki bu Kâmûs’un doğmasına iki önemli hatıra da etkili oldu.

    Birincisi: 1996 yazında merhum Prof. Halil İnalcık, Osmanlı Araştırmaları Vakfını ziyâret etti. Kendisiyle önemli tarihî konuları müzâkere ettik. Bunların başında Harem ile alakalı hatalar içeren makalesini sert ifadelerle tenkid edişim geldi . Kendisi hatasını kabul etti ve bu konuyu tatlıya bağladık.

    İkinci önemli konu ise Osmanlı Padişahlarının halîfe ünvanını kullanıp kullanmamaları meselesi oldu. Kendisine Kanunî’nin büyük veziri Lütfi Paşa’nın konuyla alakalı Arapça Risâlesini ve Tapu‐Tahrir Defterlerindeki Halîfetü Resûlüllah tabirlerini gösterince şaşırdı ve benden şunu istirham eyledi:

    “Akgündüz Hoca! Cumhuriyet devri tarihçileri çoğunlukla Arapça bilmezler. Ayrıca başta fıkıh olmak üzere İslâmî İlimlerden habersizdirler. Osmanlı Tarihinin izah ve yorumu için bunlar temel şartlardır. Ayrıca Chicago Üniversitesi bize milyonlarca dolar bütçe ayırarak Osmanlı Kanunnâmeleri esas alınarak bir Osmanlı Tarih Kâmûsu hazırlamamızı istedi. Biz heyeti de kurduk. Ancak bu iş, Arapça, Farsça ve İslâmî İlimleri bilmeyi zarurî kılıyordu. Biz başaramadık. Ama sen bunu yapabilirsin. Gelecek nesillere temel kaynak olur.”

    İkincisi: Merhûm Yılmaz Öztuna, en son Osmanlı’da Harem kitabımı okuyunca beni aradı ve şöyle dedi:

    “Akgündüz Hoca! Eğer ömrüm yeteceğini bilsem, senin kaleme aldığın kitâbları tam olarak okur ve kitâblarımı tekrar gözden geçirirdim. Bu eserlerinin sonunda bir Kâmûs hazırlamayı unutma.”

    İşte bu iki hatıra ile yıllardır yaşadım ve her gördüğüm yeni kavram ve ıstılâhı yeni doğmuş bebeğim gibi sevinçle karşıladım. Nihâyet asıl bebek bugün dünyaya geldi ve ilim adamlarının katkılarıyla büyüyüp gelişecektir.

    İslâmî İlimler ve özellikle İslâm Hukûku incelenmeden kaleme alınacak Osmanlı Tarih Lügatleri eksik ve hatta bazıları hiç hükmünde olduğu için, biz Osmanlı Tarih Kâmûsu yerine Osmanlı Tarih ve Hukûk Kâmûsu ismini tercih ettik. Bu ikisini iç içe daireler kabul edip, çalışmamıza İslâm ve Osmanlı Hukûku ıstılâhlarını da ekledik. Bu Kâmûs’da diğer İslâmî ilimler, mesela, Kelâm, Tefsîr ve benzeri ilimlerle alakalı ıstılâhları arayanlar tamamını bulamazlar. Ancak Osmanlı Tarihi, Fıkıh ve Usûl‐ı Fıkha ait yahud bu ana dallarla alakalı ıstılâhları bulabileceklerdir. Aynı şey, Osmanlı ve İslam Edebiyâtı, Tasavvuf ve Musiki ıstılâhları için de geçerlidir.

    Bir diğer sıkıntımız da kâtibimiz olan bilgisayarın, ilim adamlarının toplu tashihler için kullandığı bul-değiştir komutunun yaptığı hatalar ve hatta işlediği facialardır ki, elimizden geldiği kadar engellemeye çalıştıysak da yine şâirin şu cümlelerini haklı çıkaracak kelimeler bulunabilir:

    Eli kurusun ol kâtib‐i bed‐tahrîrin ki,

    Bir nokta sukûtu ile gözü kör eyler.

    Elbette ki, bizim de hatalarımız olacaktır ve vardır. Özellikle bazı kelimelerin hangi dilden geldiği konusunda eksikliklerimiz bulunmaktadır. Hususan yer adlarıyla dil kökeni açıklamalarımızda yanlışlar bulunabilir.

    Okuma hatalarımız ve izah hatalarımız da kaçınılmazdır. Bu sebeble bütün İslâm hukûkçuları ve Osmanlı tarihçilerinden ve hatta bütün okuyucu ve araştırmacılardan istirhamımız, buldukları hataları tashihleriyle birlikte ve ilâve edilecek maddeleri de bize hatırlatmalarıdır.

    İnsana ait eserler, başlangıçta mükemmel olmayacağından, bu tavsiye ve tashihlerle Kâmûs’umuz daha da gelişecek ve büyüyecektir. Keşke bir Balkan tarihçisi ve dil uzmanı çıksa da, ilk defa bu Kâmûs’da göreceğiniz başta Sırpça olmak üzere bütün Bulgarca, Romence, Rusça, Macarca ve benzeri ıstılahları tashih eylese diye dua ediyorum.

     

    OSMANLI TARİH VE HUKÛK ISTILÂHLARI İÇİN MEVCUT ESERLER YETERLİ

    DEĞİL Mİ?

    Bu soruyu da cevaplamak gerekmektedir. Konuyu ikiye ayırarak izah edelim:

    1‐ TARİH LÜGATLERİ TAM YETERLİ DEĞİLDİR: Bu konuda akla gelebilecek en önemli eserler, elbette ki, Mithat Sertoğlu’nun Osmanlı Tarih Lügati, Mehmet Zeki Pakalın’ın Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü adlı dev eseri ile son dönemlerde kaleme alınan tarih sözlükleridir. Bunlar iki açıdan yeterli değildir:

    Birincisi, kemiyet açısındandır. Eğer sadece Resm başlığı altındaki ıstılâhları, bu mevcut lügatlerle kıyaslarsanız, bütün Osmanlı Tarih Lügatlerindeki resm ile başlayan terimler, bizim Kâmûs’dakilerin yarısına dahi ulaşmamaktadır.

    Aynı şey çoğu ıstılâhlar için de geçerlidir. Bunun en önemli sebebi, Osmanlı kanunnamelerinin tamamının gün yüzüne çıkmayışıdır.

    İkincisi, keyfiyet ve muhtevâ açısındandır. Zira çift resmi, bennâk resmi ve bazı maddelerdeki kafa karışıklığı ve yanlış yorumlar, çoğunda devam etmektedir. Sebebi de, Ömer Lütfü Barkan, Fuat Köprülü ve benzer isimlerin temsîl ettiği resmî tarih anlayışıdır.

    Bir de son dönemlerde telif edilen lügatlerdeki ilmî hataları nazara alırsanız, gerçekten bütün Osmanlı tarih ıstılâhlarının yeniden gözden geçirilmesi zaruret haline gelmiştir. Mesela abdâl kelimesi, bazı sözlüklerde ebdel kelimesinin çoğulu olarak nakledilmiştir.

    Halbuki Arapça bedîl kelimesinin çoğuludur. Bedîl ise, iyi, güzel ve seçkin demektir.  Evliyâullah cemââ’ti manasındadır. Ayrıca Anadolu’da bir Türkmen boyudur. Âb‐kûr ve âbgûr kelimeleri tamamen yanlış aktarılmıştır. Akd‐i muvâzaʻa, muʻâvaza ile karıştırılmış ve arâzî‐i mülkiye, mülk arazi manasına gelmesine rağmen, devlete ait arazi diye açıklanmıştır. Ayrıca sorulan soruya güzel cevap verme, ilk defa bir şeyi yapmak ve bidʻat işlemek demek olan ibdâʻ ( إبداع ) kelimesi ile bir kişiye sermaye vermek demek olan ( إبضاع ) kelimesini aynı gibi zannederek manalandırmak ciddî bir ilmî hatadır.

     

    MEVCUT OSMANLI HUKÛKU KÂMÛSLARI DA YETERLİ DEĞİLDİR.

    Bu konuda aklımıza gelen Ömer Nasuhi Bilmenʻin sekiz ciltlik Hukûk‐ı İslâmiye ve Istılâhât‐ı Fıkhiyye Kâmûsu adlı muhteşem eseri; Elmalılı Muhammed Yazır’ın İslâm Hukûku ve Fıkıh Istılâhları Kâmûsu isimli ilmî kitabı; içine aldıkları fıkıh terimlerini büyük bir araştırma sonucu kaleme alan yazarların Diyânet Ansiklopedisi’ndeki fıkıh maddeleri ve elbetteki Arapça olarak telif edilen eski ve yeni eserler (Tehânevî’nin Keşşâfu Istılâhât’il‐Fünûn adlı eseriyle, yeni müelliflerden Muhamed Kaleci’nin Muʻcemu Lügat’il‐Fukahâ adlı eseri gibi). Bunların tek eksiği, Kanunnâmelerde zikredilen bazı fıkhî ve kanunî tabirlerin yer almamasıdır. Daha önce de hatırlattığımız gibi, Osmanlı uygulaması incelenmeden kaleme alınan İslâm Hukûku ile alakalı eserler, yok hükmünde değildir; amma eksiktir.

     

    BU KÂMÛSTAN HERKES İSTİFADE EDEBİLECEK Mİ?

    Önemle belirtelim ki, bu eserden istifâde edecekler farklı farklı sınıflardır:

    A) Bütün İslâm hukûkçuları, fıkıh kitâblarını okuyanlar; hukûkçular; ilahiyât, hukûk ve medrese talebeleri, aradıkları İslâm Hukûku ıstılâhlarının % 90’ını bu kitâbta bulacaklardır. Özellikle de Osmanlı uygulamasından haberdâr olmayan diğer Müslüman ülke araştırmacıları, başka yerlerde bulamayacaklar ıstılâhlarının burada bulabileceklerdir. ( جامكية ) ve ( گردار ) ıstılâhları gibi.

    B) Bütün tarihçiler, Osmanlı ve hatta İslâm tarihçileri, konuyla alakalı ıstılâhların kahir ekseriyetini bu eserde bulabileceklerdir.

    C) Bu iki grup eğer Türkçe biliyorsa, Türkçe Alfabetik sıraya göre ıstılâhları arayacaklardır. Ancak Türkçe bilmeyen bütün araştırmacıların, ellerinde bütün ıstılâhların sadece Osmanlıca, Farsça yahud Arapça asıllarının bulunması yeterli olacaktır. Zira kitabın sonuna koyduğumuz, ıstılâhların Arap Harflerine göre sıralanmış olan fihristine mürâcaat ederek, hangi sayfalarda izah edildiğini kolaylıkla göreceklerdir.

    D) Bu eser, İslâm Hukûku ve Osmanlı Tarihi hakkında merakları bulunan her seviyede insana ve özellikle öğrencilere de doğru bilgiyi aktarma açısından faydalı olacaktır.

    Bu önemli çalışmayı hazırlarken 29 senedir belli sıkıntıları benimle beraber çeken eşim Saime Belkız Hanımefendi’ye; Osmanlı Kanunnâmeleri’nin 11 Cildinin taranmasında ve Kâmûs’un tashihinde bana yardımcı olan kıymetli tarihçi Said Nohut kardeşime; Türk dili açısından Kâmûs’u inceleyen ve tavsiyelerini bildiren Yrd. Doç Dr. Mustafa Uğurlu Aslan Beye; bütün teknik problemlerimi anında çözen kardeşim Ahmed İlker Kuzlu beye; bana her müracaatımda yardımcı olan Başbakanlık Osmanlı Arşivi personeline; Kuyu‐ı Kadîme Arşivindeki değerli arkadaşlara; kitabın en güzel bir şekilde basımı için elinden geleni yapan İMAK Ofset ve Prestij Grafik yetkililerine ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Çalışmak bizden, muvaffakıyet ise Allah’dan olduğuna gönülden iman ediyorum.

    Prof. Dr. Ahmed Akgündüz

    Rotterdam, 09.04.2018

    Boyutlar(cm)
    :
    21 x 21 x 5
    Ağırlık(Kg)
    :
    2
T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.